MODERN ÇAĞIN AYNASINDA CARİYELİK: SÖMÜRÜ MÜ, SOSYAL BİR EMANET Mİ?
“Günümüzde cariyelik olur mu, şartları nelerdir?” sorusu, aslında vahyin bu konudaki devrimci ruhunun ne kadar yanlış anlaşıldığını bir kez daha göstermiştir. Bu meseleyi Kur’an’ın sarsılmaz hudutları ve günümüzün iktisadi gerçekleri ışığında, hiçbir şüpheye yer bırakmadan ortaya koymak esastır.
1. İsim Değişti, Ruh Baki: Cariyeden Hizmetliye
Eskiden “cariye” olarak adlandırılan statü, aslında o günün dünyasında bir evin tam zamanlı, yatılı ve tüm sorumluluğu ev sahibine ait olan hizmetlisi demekti. Bugün parası ve imkanı olan birinin evine yardımcı alması, sigortasını yapıp maaşını ödemesi neyse; o günün şartlarında bir kadının yeme, içme ve barınma yükümlülüğünü üstlenmek de oydu.
Aradaki fark şudur: Modern dünya hizmetçisini sadece mesai saatinde hatırlar; İslam ise onu elinin altındaki bir kardeş ve emanet olarak görür. Allah’ın Elçisi’nin “Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin” şeklindeki emri, bu sistemin bir sömürü değil, bir hayat ortaklığı olduğunu tescil eder.
2. En Büyük Yanılgı: Cinsellik ve İstismar Barikatı
Nisâ [25] – “Sizden kimin hür mümin kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse, elinizin altındaki mümin cariyelerinizden alsın… Öyleyse onları, ailelerinin (velilerinin) izniyle nikahlayın ve mehirlerini maruf ölçülere göre kendilerine verin. Onlar iffetli yaşamalı, zina etmemeli ve gizli dost tutmamalıdırlar…”
Cariyeliği bir cinsel özgürlük ve istismar alanı sananlar, Kur’an’ın koyduğu bu katı hukuki hududu görmezden gelmektedir. İlahi sistem, cariyelerle olan ilişkiyi şu sarsılmaz şartlara bağlamıştır:
- Velisinin (ailesinin) resmi izni alınacak.
- Mehir (kadının şahsi ekonomik güvencesi) peşinen ödenecek.
- Resmi nikah akdi (mîsâq-ı galîz) kıyılacak.
- İffetli yaşanacak; gizli dostluk ve zina asla olmayacak!
Yani İslam’da cariye demek, sahibinin keyfine bırakılmış bir nesne demek değildir. Aksine, o kadını nikah ve aile koruması altına alarak ona toplumda şerefli bir yer kazandırmaktır. Nikahsız her türlü yaklaşım, tarih boyunca da bugün de vahiy hukukunda zinadır ve en büyük haramlardan biridir.
3. Şahsi Emellere Alet Edilemez
Nûr [33] – “Evlenmeye imkan bulamayanlar, Allah kendilerini lütfundan zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar… İffetli kalmak isteyen cariyelerinizi, dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, şüphesiz Allah onların zorlanmasından sonra çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Bugün “Cariye edinebilir miyiz?” diye soran bir zihne verilecek Kur’ani cevap nettir: Evet, imkanın varsa bir hizmetli çalıştırabilirsin, onun rızkına vesile olabilirsin. Ancak Kur’an’ın koyduğu ahlak hudutlarının dışına asla çıkamazsın!
Eskiden cariyelik üzerinden yapılan beşeri yanlışlar veya bugün hizmetçilik üzerinden yapılan modern istismarlar vahye mal edilemez. Kur’an, her iki durumda da insan onurunu ve kadının iffetini “Allah’ın hududu” olarak belirlemiştir.
Hakiki Özgürleşme Hududu
Vahiy, köleliğin ve esaretin giriş kapılarını (savaş esirliği dahil) kapatmış, çıkış kapılarını ise kefaretler ve azat etme ibadetleriyle sonuna kadar açmıştır. Bugünün dünyasında kölelik ve cariyelik hukuken kalkmıştır; çünkü Kur’an’ın nihai hedefi zaten buydu!
Bugün bize düşen; yanımızda çalışan personelin hakkını tam vermek, onlara insan olduğu için değer vermek ve onları asla şahsi arzularımıza alet etmemektir. İslam’ın özü budur: İnsanı insana kul olmaktan kurtarıp, yalnızca Allah’a kul yapmak.
