TOPLUMSALSÖZLEŞME: KUR’AN’DA ADALET, LİYAKAT VEYA EMANET HUDUDU
➕ EK BÖLÜM: KAMUSAL YETKİ VEYA KADININ HAKİMLİK VE SAVCILIK MAKAMINA DAİR ANAYASAL HUDUT
Geleneksel fıkıh ekollerinin kadınların hakimlik, savcılık veya üst düzey yöneticilik yapıp yapamayacağı konusundaki kısıtlayıcı yorumları; büyük çoğunluğu itibarıyla dönemin sosyo-kültürel şartlarından ve ataerkil örflerinden etkilenmiştir. İlahi nizamın kusursuz ve evrensel olan özüne, vahyin bütünsel mesajına odaklanıldığında; adaleti tesis etme sorumluluğunun cinsiyetler üstü mutlak bir kavram olduğu açıkça görülmektedir [Qamer 49].
1. Adaletin Tecellisinde liyakat Hududu
Nahl 90 – “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara vermeyi emreder…”
Nîsâ 58 – “Şüphesiz Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder…”
İlahi sistemde adalet, varoluşun ve toplumsal mizanı korumanın tam merkezinde yer alır [Nahl 90]. Bu sistemde yegane kural, adaletin doğru, tarafsız ve ehil ellerce sahada ayağa kaldırılmasıdır. Vahyin hiçbir yerinde adaleti dağıtma ve hükmetme yetkisinin yalnızca erkeklere hasredildiğine dair tek bir kısıtlayıcı hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla hakimlik ve savcılık gibi kamusal yargı makamları için cinsiyet biyolojisi değil; ehliyet, liyakat, dürüstlük ve derin bir adalet bilinci yegane ilahi kriterdir [Nîsâ 58].
2. Toplumsal Sorumlulukta Velayet Ortaklığı
Tevbe 71 – “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir (dostları ve yardımcılarıdır). Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı ikame ederler, o sürekli paylaşımı (zekatı) verirler, Allah’a ve elçisine itaat ederler. İşte Allah onlara rahmet edecektir. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
İlahi toplumun işleyişi ve hukuki koordinasyonu bu evrensel kurala bağlanmıştır [Tevbe 71]. Hakimlik ve savcılık mesleği, tam anlamıyla hakkı (iyiliği) emretmek ve suçu/zulmü (kötülüğü) engellemek makamıdır. Vahiy bu devasa toplumsal ve hukuki sorumluluğu kadın ile erkeğe ortak bir misyon ve birbirine veli olma hakkı olarak yüklemiştir. Kadını adalet mekanizmasının, yargı yetkisinin dışına itmeye çalışmak; bu ayetin çizdiği “ortak sorumluluk” ve velayet ruhunu kul eliyle daraltmaktır.
3. Hakikate Ulaşmada İletişim Metodolojisinin Deşifresi
Ahzâb 53 – “…Elçinin hanımlarından bir şey isteyeceğiniz zaman, onu bir perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temizdir…”
İlahi nizamın kusursuz yapısını ve bilgiye/adalete verdiği önemi gösteren en çarpıcı örneklerden biri bu iletişim kuralıdır [Ahzâb 53]. Bu kural, kadınların kamusal alandaki varlığını, ilmi üretimini veya bilgi paylaşımını yasaklamamış; aksine, dönemin şartları içinde mahremiyeti, edebi ve saygınlığı koruyacak güvenli bir yöntem belirleyerek kadının ilminin topluma ulaşmasının önünü sonuna kadar açmıştır. Eğer amaç kadını tamamen susturmak ve eve hapsetmek olsaydı, iletişim toptan yasaklanırdı. Vahiy burada bir yol ve yöntem göstererek hakikatin ve adaletin toplumda konuşulmaya devam etmesini sağlamıştır.
Bu uygulamanın tarihteki en büyük anayasal kanıtı Âişe’dir. Kendisi bu iletişim kuralına riayet ederek, dönemin en büyük hukukçularından ve stratejistlerinden biri olmuş; devlet adamları ve toplum liderleri çözemedikleri en karmaşık hukuki meseleleri ve hak ihlallerini gelip ona sormuşlardır. Âişe, adeta bir yüksek mahkeme merci gibi çalışarak toplumsal adalete yön vermiştir. Kadının adalet dağıtmasını haram sayan Kureyş zihniyeti, vahyin bu liyakat anayasası karşısında tamamen hükümsüzdür.
