KUR’AN IŞIĞINDA BİR DEVRİM: AHZÂB 37 VE İNSAN UYDURMASI TABULARIN YIKILIŞI

KUR’AN IŞIĞINDA BİR DEVRİM: AHZÂB 37 VE İNSAN UYDURMASI TABULARIN YIKILIŞI
Özet
Kur’an-ı Kerim, insan eliyle yazılmamış, kusursuz ve kendi kendini tefsir eden (el-Kur’ânu yüfessiru ba’dahû ba’dâ) ilahi bir kelamdır. İslam’da fitne ve kusur arayan çevrelerin sıkça çarpıtmaya çalıştığı Ahzâb Suresi 37. ayet, aslında Kur’an’ın evrensel hukuk metodolojisini, insan psikolojisine yaklaşımını ve sosyolojik reform gücünü ortaya koyan en muazzam vesikalardan biridir. Bu makale; beşerî yorumları, mezhepsel kabulleri ve geleneksel ön yargıları bir kenara bırakarak, Ahzâb 37. ayeti tamamen Kur’an’ın kendi çizdiği hudutlar ve ayetler arası bütünlük çerçevesinde analiz etmektedir.
1. Giriş: “Zann” ve Hüsnü kuruntuların Karşısında Kur’an Hududu İnsanlık tarihi boyunca toplumlar, Allah’ın koymadığı sınırları kendi elleriyle üreterek sahte haramlar ve dogmalar var etmişlerdir. Kur’an-ı Kerim, insanların kendi kafalarından helal veya haram uydurmasını kesin bir dille yasaklar: “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla: ‘Bu helaldir, şu haramdır’ demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz.” (Nahl, 116) Cahiliye Arap toplumu da Allah’ın haram kılmadığı bir durumu—evlatlıkların boşadığı eşlerle evlenmeme kuralını—kendi hüsnükuruntularıyla (zann) kesin bir tabu haline getirmişti. Ahzâb 37. ayet, işte bu insan uydurması dogmayı bizzat Hz. Peygamber’in hayatı üzerinden yerle bir etmek için indirilmiştir.

2. Evlatlık Müessesesinin Kur’anî Sınırı (Ahzâb 4-5) Ahzâb 37’deki evlilik ve boşanma hükmünün hukuki zeminini anlamak için, Kur’an’ın “evlatlık” kavramına çizdiği kırmızı çizgiye bakmak gerekir. Fitne arayanların düştüğü en büyük hata, biyolojik evlat ile evlatlığı aynı kefeye koymaktır. Oysa Kur’an, araya aşılmaz bir hudut koymuştur: “Allah… evlatlıklarınızı da öz oğullarınız kılmadı. Bunlar sizin ağızlarınızdaki laflarınızdır. Allah ise hakkı söyler…” (Ahzâb, 4) Kur’an hududuna göre evlatlık öz çocuk değildir; sadece bakımı ve geçimi üstlenilen bir kimsedir. Dolayısıyla onun boşadığı eş de hiçbir zaman biyolojik bir “gelin” hükmünde olmamıştır. Kur’an, evlilik yasaklarını (ensest sınırlarını) Nisâ Suresi 23. ayette tek tek ve eksiksiz saymıştır. Bu listede “evlatlığın boşadığı eş” yer almaz. Ahzâb 37, Allah’ın koymadığı sahte haramları iptal ederek biyolojik ve hakiki akrabalık bağını muhafaza etmiştir.

3. “İçte Gizlenen Şey” ve Kur’an’ın Kusursuzluk İspatı Ayette geçen “Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyordun ve insanlardan çekiniyordun” ifadesi, bu kitabın insan eliyle yazılmadığının en büyük kanıtıdır. Eğer Kur’an—hâşâ—Hz. Muhammed’in kendi yazdığı bir kitap olsaydı, kendisini sert bir şekilde uyaran, toplumsal baskıdan çekindiğini yüzüne vuran ve onu dönemin kamuoyu önünde zor durumda bırakacak böyle bir cümleye kitabında asla yer vermezdi.Kur‘an, elçisinin bile vahyin denetimi altında olduğunu şöyle mühürler:
“Eğer o (Peygamber), Bize karşı bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette O’nu kuvvetle yakalardık. Sonra O’nun şah damarını koparırdık.” (Hâkka, 44-46)
Hz. Peygamber, insani bir refleksle yapacağı dedikodulardan ve mahalle baskısından çekinmiş, bu yüzden Hz. Zeyd’e “Eşini tut, boşama” tavsiyesinde bulunmuştur. Ancak Allah, toplumsal tabuların teorik emirlerle değil, pratik uygulamalarla yıkılacağını bildiği için elçisini uyararak şu ilahi hududa çekmiştir:”Oysa çekinmene en layık olan Allah’tı.” (Ahzâb, 37)

4. Utanılacak Bir Şey Yoktur: Ahzâb 38 Hududu Günümüz insanı hala bu ayetten kötü niyetli çıkarımlar yapmaya çalışsa da Kur’an, Ahzâb 37’nin hemen ardından gelen ayetle konuyu tamamen kapatır ve müminlerin kalbini rahatlatır:”Allah’ın, kendisi için helal kıldığı bir şeyde Peygamber’e hiçbir vebal (günah/sorumluluk) yoktur. Bu, Allah’ın kesinleşmiş bir hükmüdür.” (Ahzâb, 38)
Allah Teâlâ bu hudutla ilan etmiştir ki: Allah’ın helal kıldığı, sınırlarını net çizdiği bir meselede saklanacak, utanılacak veya insanların dedikodularına kurban edilecek hiçbir şey yoktur. Gerçek mümin, insanların kınamasından korkmayan kimsedir (Bkz: Mâide, 54).

5. Sonuç: Eğri Kalplerin Fitne Arayışı Kur’an-ı Kerim, bu ayette kusur veya ahlaki bir açık arayanların psikolojik arka planını da yine başka bir ayet hududuyla deşifre eder:
“Kalplerinde eğrilik (art niyet) olanlar, fitne çıkarmak ve kendilerine göre yorumlamak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler.” (Âl-i İmrân, 7)
Sonuç olarak; Ahzâb 37. ayet bir zaafiyet veya fitne unsuru değil; aksine kadını Cahiliye geleneğinin köleleştiren kurallarından kurtaran, evlatlık müessesesini hakiki zeminine oturtan ve insan uydurması sahte kutsalları bizzat Peygamber’in hayatı üzerinden yıkan muazzam bir hukuki ve ahlaki devrimdir. Kur’an, kendi hudutları içinde kusursuzdur ve onu art niyetle okuyanların hüsnükuruntularını kendi ayetleriyle boşa çıkarmaktadır. Selam ve dua ile.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir