KUR’AN IŞIĞINDA OTORİTE VE SINIR MESELESİ: TAĞUT NEDİR?

KUR’AN IŞIĞINDA OTORİTE VE SINIR MESELESİ: TAĞUT NEDİR?
Kur’an-ı Kerim, insan hayatını sadece bireysel ibadetlerle değil, aynı zamanda toplumsal ve hukuki sınırlarla yani Hududullah ile düzenleyen bir rehberdir. Bu rehberin en keskin ayrımı, Allah’ın mutlak otoritesi ile bu otoriteye rakip olan tağut kavramı arasında gerçekleşir. Kur’an-ı Kerim’de sekiz yerde açıkça zikredilen tağut kavramı, sadece tahta veya taştan putları değil, Allah’ın sınırlarını tanımayan her türlü sistemi, zihniyeti ve beşeri otoriteyi temsil eder. Kelimenin kök analizi Kur’an’ın kendi bütünlüğü içinde incelendiğinde, bu kavramsal derinlik daha net zuhur eder. Arapçada tuğyan kökünden gelen bu terim, fıtri ve hukuki sınırları aşarak taşma halini ifade eder.
Kur’an’ın temel ilkesi, hükmün yalnızca Allah’a ait olmasıdır. Bir otorite sahibi, kural koyma yetkisini Allah’ın vahyinden bağımsızlaştırıp mutlaklaştırdığı an, Kur’an terminolojisine göre tuğyan yani sınırı aşarak taşma eylemi başlamış olur. Kendi hudutlarını Allah’ın hudutlarının önüne koyan veya ilahi yasaları hayatın dışına iten yapılar, tağuti bir mahiyet kazanır. Kur’an, insanın kendisini hiçbir kurala muhtaç görmeyerek kendi kendine yettiğini zannetmesini, bu azgınlaşmanın ve tağutlaşmanın psikolojik başlangıcı olarak ilan eder.
Yûsuf – “Hüküm ancak Allah’ındır. O, Kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur.”
Hâqqa [11] – “Şüphesiz, su taştığı zaman sizi gemide biz taşıdık.”
Alak [6-7] – “Hayır! Gerçekten insan, kendini kendine yeterli görerek azar.”
Bakara – “Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan tamamen ayrılmıştır. Kim tağutu inkar edip Allah’a iman ederse, kopması mümkün olmayan sarsılmaz bir kulpa tutunmuştur.”
Kur’an’a göre bir eylemin meşruiyeti, onun Allah’ın çizdiği ahlaki ve hukuki sınırlar içinde kalmasına bağlıdır. Bir idareciye veya sisteme itaat, o yapının Allah’ın razı olduğu doğrular çerçevesinde kalmasıyla sınırlıdır. Nîsa suresi, bir yandan tağutu reddettiğini iddia edip, diğer yandan hayatın ve hukukun merkezine Allah’ın sınırları dışındaki otoritelerin hükmünü koymak isteyenlerin zihinsel yarılmasını ve çelişkisini net bir şekilde deşifre eder. Dolayısıyla, Allah’ın helal kıldığını yasaklayan veya haram kıldığını meşrulaştıran her türlü beşerî hudut, doğrudan tağutun sahasıdır.

Bakara suresinde belirtildiği üzere, gerçek iman ancak tağutu reddetmek ile başlar. Bu, sadece dinsel bir sembolü reddetmek değil; Allah’ın otoritesine alternatif üretilen, meşruiyetini vahiy dışı kaynaklardan alan her türlü yönetim, kural ve hayat tarzına karşı zihni ve ameli bir dik duruş sergilemektir. Kendi hudutlarıyla yönetildiğini beyan eden ve ilahi hükümleri referans almayan her sistem, Kur’an’ın bütünsel mantığına göre tağutun bir yansımasıdır. Kur’an, kendi kendini açıklama metodunu devreye soktuğumuzda, tağutun işlevini zıtlık simetrisiyle ortaya koyar. Allah iman edenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarırken, tağut insanları aydınlıktan çıkarıp dogmaların karanlığına hapseder.
Nisâ – “Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmedin mi? Reddetmeleri emredilmişken tağutun önünde muhakeme olunmak istiyorlar.”
Bakara – “Allah, iman edenlerin velisidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tağuttur; onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar.”
Nisâ – “İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın.”
Kur’an-ı Kerim’in sekiz ayette vurguladığı tağut gerçeği; Allah’ı hayatın, hukukun ve yönetimin dışına iten her türlü anlayışın genel adıdır. Müslüman için esas olan, hangi konumda veya makamda olursa olsun, Allah’ın çizdiği sınırları her türlü beşerî kuralın üstünde tutmak ve tağutun sınırlarına hizmet etmekten sakınmaktır. Çünkü Allah’ın sınırlarının bittiği iddia edilen yerde, tağutun karanlığı başlar. Yerin üstünde yürüyen temiz akıl sahipleri için tağutu reddetmek, ilahi adaletin sarsılmaz kulpuna tutunmanın ilk ve mecburi şartıdır.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir