İSLAM’DA ÖZGÜRLEŞME DEVRİMİ: ESALET İFTİRALARINA VE MODERN KÖLELİĞE KUR’ANÎ CEVAP

İSLAM’DA ÖZGÜRLEŞME DEVRİMİ: ESALET İFTİRALARINA VE MODERN KÖLELİĞE KUR’ANÎ CEVAP
İslam’ın kölelik müessesesini meşrulaştırdığına dair yaygın iddialar ve tarihi gerçeklikten kopuk eleştiriler, Kur’an hudutları çerçevesinde çürütülmektedir. Vahyin bu kadim sömürü düzenini nasıl aşamalı olarak tasfiye ettiğini, yeni köle edinimini hangi anayasal hükümle imkansız hale getirdiğini ve günümüzdeki modern kölelik biçimlerine karşı nasıl bir hürriyet manifestosu sunduğu sarsılmaz bir gerçektir.

1. Algı Operasyonları ve Hukuki Cehalet
Günümüzde İslam karşıtı çevreler, vahyin insan onuruna verdiği değeri gölgelemek adına kölelik kurumunu manipülatif bir dille kullanmaktadır. “Kur’an’da kölelik helal bir haktır” iddiası, hem vahyin aşamalı (tedrici) hukuk metodolojisini bilmemekten hem de tarihi saptırmaktan kaynaklanır. İslam köleliği icat etmemiş; aksine o günün dünyasında aniden yasaklanması imkansız olan bu devasa ekonomik çarkı, getirdiği katı hudutlarla zaman içinde eritip yok etmeyi hedeflemiştir.

2. Kölelik Kapısının Mühürlenmesi: Savaş Esirliği Hududu
Muhammed [4] – “Savaşta gerçeği örtenlerle karşılaştığınızda… Sonunda onlara bütünüyle üstünlük sağlayıp güçlerini kırınca bağı sıkı bağlayın (esir alın). Sonra ya karşılıksız olarak ya da fidye alarak onları salıverin. Savaş, ağırlıklarını bırakıncaya kadar hüküm budur…”
Eleştirenlerin en büyük yanılgısı, vahyin yeni köle edinimine izin verdiğini sanmalarıdır. Oysa Kur’an, köleliğin o dönemdeki tek kaynağı olan savaş esirliği konusunda son sözü söylemiş ve kapıyı mühürlemiştir. Bu ayet, savaş esirlerinin köleleştirilmesini değil, özgürleştirilmesini emreder. Kur’an’ın hiçbir yerinde yeni bir hür insanı köleleştirmeye izin veren tek bir kelime yoktur. Aksine, mevcut köleleri azat etmeyi ve hukuksal hataların kefareti yoluyla sistemi içeriden eritmeyi emreder.

3. Elçi’nin Hayatı ve Statü Devrimi
Allah’ın Elçisi’nin özel hayatı üzerinden yapılan çok eşlilik ve kölelik tartışmaları, o dönemin sosyal ıslah çabalarını görmezden gelmektir. Elçi, kendisine hediye edilen köleleri anında azat etmiş, onlara toplumda üst düzey görevler vermiş ve aradaki sınıf farkını fiilen yok etmiştir. Onun evlilikleri de çoğu zaman esir düşmüş veya çaresiz kalmış kadınları koruma altına almak, onlara toplumsal bir koruma kalkanı ve saygınlık kazandırarak onurlarını iade etmek gayesi taşır.

4. Tarihi Uygulamalar: Siyaset ve Gelenek Ayrımı
Bir dinin hükmü ile o dine mensup devletlerin pratiklerini karıştırmak ilmi bir hatadır. Geçmiş devletlerdeki kölelik pratiği bir vahiy meselesi değil, siyaset ve gelenek meselesidir. Kur’an’of hükümleri sabittir; ancak devletlerin uygulamaları zamana göre değişebilir. Cumhuriyet’in köleliğin her türlüsünü resmen kaldırması, Kur’an’ın 1400 yıl önce başlattığı “insanı özgürleştirme” idealinin hukuki bir neticesidir; ona bir alternatif değil, onunla aynı hedefe yönelen bir adımdır.

5. Modern Kölelik: Zincirlerden Borç Kıskacına
Haşr [7] – “Allah’ın o kent halkından elçisine verdiği ganimetler; Allah’a, elçiye, akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Öyle ki bu mallar, içinizden sadece zenginler arasında dönüp duran bir güç haline gelmesin…”
Necm [39] – “Ve şüphesiz insan için kendi emeğinden ve çabasından başkası yoktur.”
Necm [40] – “Ve şüphesiz onun çabası yakında görülecektir.”
Bugün köleliğin kağıt üzerinde yasaklanmış olması, sömürünün bittiği anlamına gelmez. Kur’an’ın ruhu, bugünün modern köleliklerine karşı hâlâ en gür sestir:
Ekonomik Kölelik: Faiz, riba ve borç sarmalıyla insanları bir ömür boyu sermayeye mahkûm eden sistem, modern bir köleliktir. Kur’an, paranın sadece zenginler arasında dönen bir güç olmasını yasaklayarak bu bağımlılığı kırmayı hedefler.
Emek Sömürüsü: İnsanı ucuz iş gücü olarak gören ve asgari yaşam standartlarına hapseden düzen, Kur’an’ın emeğin karşılığı ve insan onuru ilkesiyle taban tabana zıttır.
Zihinsel Kölelik: İslam’ın “Lâ İlahe İllallah” ilkesi, insanı sadece Allah’a kul yaparak; onu arzularının, reklamların ve popüler kültürün kölesi olmaktan kurtarır.

Sonuç
İslam, köleliği meşrulaştıran bir sistem değil; köleliğin hüküm sürdüğü bir dünyaya inip, o zincirleri adım adım kıran bir özgürlük beyannamesidir. Kur’an’ın hedefi sadece demir zincirleri kırmak değil; insanı sömüren her türlü ideolojik, ekonomik ve sosyal çarkı ilga ederek gerçek adaleti tesis etmektir. Toplumun zihnindeki bu geleneksel perdeleri kaldırmak her müminin sorumluluğudur.