İLAHİ MİZAN VEYA SESSİZ ÇIĞLIKLAR: VAHYİ BİLİNÇTE CAN, KURBAN VE RIZIK HUDUDU

İLAHİ MİZAN VEYA SESSİZ ÇIĞLIKLAR: VAHYİ BİLİNÇTE CAN, KURBAN VE RIZIK HUDUDU
Günümüzde modern bir etik duruş olarak sunulan veganlık, çoğu zaman canı “insana benzerlik” veya “ses çıkarabilme” üzerinden kategorize ederek, Allah’ın kainata koyduğu o muazzam dengeyi, yani mizanı göz ardı etmektedir. İlahi mize tam teslim olan bir zihin için mesele, canın sadece belli türlerde korunması değil, Allah’ın her bir varlığa biçtiği “hayat” emanetine bir bütün olarak saygı duymaktır. Özellikle inançlı kitlelerin kurban ibadetini sığ bir yaklaşımla “hayvan katliamı” olarak niteleyen ideolojiler, yaratılışın en temel yasalarından kaçamazlar.

1. Can Candır: Bitkinin de Bir Tesbih Boyutu Vardır
İsrâ [44] – “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız. Şüphesiz O, halimdir, çok bağışlayandır.”
Kur’an, sadece hayvanların değil, göklerde ve yerde ne varsa her şeyin Allah’ı tesbih ettiğini, yani ilahi sisteme boyun eğdiğini bizlere bildirir. Bu ayet ışığında; bir hayvanın bağırışı ne kadar bir can emaresiyse, bir bitkinin lisan-ı haliyle, yani boyun bükmesiyle, kurumasıyla, solmasıyla verdiği tepki de o kadar can emaresidir.
Vegan düşüncenin bitkiyi cansız bir nesne gibi görüp hayvanı kutsallaştırması, Allah’ın yarattığı canlar arasında yapay bir hiyerarşi kuran ayrımcılıktır. Sessiz çığlık atan bitkiyi yok sayıp, sesi çıkan hayvana acımak; yaratılışın hakikatini sadece beş duyu organıyla sınırlayan büyük bir idrak eksikliğidir. Eğer mutlak anlamda “can tükenmesine” karşı bir barbarlık tezi üretilecekse, bu sığ mantıkla insanın hiçbir canlıyı yiyememesi, tamamen acından ölmesi gerekir. Oysa gerçekler bu sığ yaklaşımlardan çok daha büyüktür.

2. Teshîr Yasası: Evrenin İnsanın Hizmetine Sunulma Hududu
Câsiye [13] – “Göklerde ve yerde ne varsa hepsini Kendi katından bir lütuf olarak sizin hizmetinize (teshîr) sunmuştur. Şüphesiz bunda, düşünen bir topluluk için ibretler vardır.”
Nahl [5] – “Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizin için ısınma ve başka faydalar vardır; onlardan yersiniz de.”
Mâide [88] – “Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal ve temiz olarak yiyin. Kendisine iman ettiğiniz Allah’a karşı sorumluluk bilinci (taqva) taşıyın.”
Kefenini yırtarak topraktan çıkan her can İlahi Sistem tarafından var edilmiştir. Evrendeki tüm protein, mineral ve ekosistem çarkları, insanın hayatta kalarak ilahi emaneti taşıması için “teshîr” yasasıyla, yani insanın hizmetine ve kullanımına tahsis edilmiştir. İnsan için et yemek bir canilik veya barbarlık değil; Yaratıcı’nın evrensel ekosistemde helal kıldığı bir rızkı, O’nun adıyla, şükürle ve sınırları çiğnemeden kabul etmektir.
Bu noktada, Allah’ın helal kıldığı sınırları ahlaki bir suçmuş gibi göstermek, haddi aşmaktır. Helali haram saymak, bunu yapanları aşağılamak veya kendi vicdani kurallarını dinin üzerine paralel bir yasa gibi koymak, ilahi nizama doğrudan müdahale etmektir.

3. Kurban Hakikati: Kan Dökme Vahşeti Değil, İnfak ve Sorumluluk Manifestosu
Hac [36] – “…Onlar cansız olarak yere düştüklerinde ise onlardan yiyin, ihtiyacını gizleyen yoksula da, açıkça isteyen muhtaca da yedirin. İşte böylece onları sizin hizmetinize sunduk, umulur ki şükredersiniz.”
Hac [37] – “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; O’nu ulaşan tek şey sizin sorumluluk bilincinizdir (taqvanızdır). Sizi doğru yola ilettiği için Allah’ı yüceltesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize sundu. Dürüst ve yapıcı davrananları müjdele!”
Müslümanların kurban ibadeti üzerinden sergilediği eylem, sığ çevrelerin iddia ettiği gibi ilkel bir ritüel veya kan dökme arzusu değildir. Vahiy, kesilen hayvanın ne etinin ne de kanının ilahi makamda bir karşılığı olmadığını en radikal biçimde ilan ederek tüm uydurma putperest algıları yerle bir eder.
Kurban; mülk sahibinin Allah olduğunu ikrar ederek, teshîr yasasıyla sunulan o rızkı bencilce tekelleştirmemek, toplumun en alt tabakasındaki muhtaçlarla rızık kanallarını (infakı) açarak adaleti bizzat sahada uygulamaktır. Hayvanı gereksiz yere incitmeyi kesinlikle yasaklayan vahiy, kurban ile insandaki bencil mülkiyet ve tüketim hırsını törpüler.

4. Doğal Denge ve Mizan (Ölçü)
Qamer [49] – “Şüphesiz biz, her şeyi bir ölçüye (mizana) göre yarattık.”
Evrende hiçbir şey tesadüf değildir; her şey milimetrik bir matematik ve ölçü ile yaratılmıştır. Besin zinciri denilen olgu, doğanın zalimliği değil; hayatın döngüsel devamlılığı için kurulan kusursuz ilahi bir sistemdir. Bir aslanın ceylanı avlaması kozmik nizamın adaleti ise, insanın da Allah’ın belirlediği sınırlarda hayvansal gıdalarla beslenmesi ve kurban ibadetiyle bu rızkı bölüşmesi bu büyük adalet terazisinin (mizanın) bir parçasıdır.

Sonuç
Vahiy, hayvana eziyet etmeyi, onu aç bırakmayı, fıtratını bozmayı veya gereksiz yere canını yakmayı kesin bir dille yasaklar; gerçek merhamet hududu budur. Ancak bu merhameti, Allah’ın helal kıldığı rızıkları terk etme noktasına getirip başkalarına bencil yaftası vurmak, merhamet değil bencil bir kibir gösterisidir.
Gerçek bir mümin, hem hayvanın hakkını gözetir hem de bitkinin bir can taşıdığını bilir; ancak hepsinden önce Allah’ın koyduğu ölçüye boyun eğer. Saygı, ancak herkesin kendi inanç ve yaşam hudutlarında kalmasıyla mümkündür. Kendi vicdani tercihini mutlak hakikat sanıp başkalarını rencide edenler, aslında doğanın ve inancın sessiz çığlıklarına karşı en sağır olanlardır.