KUR’AN’IN ADALETİ IŞIĞINDA KADIN: İBADETTE EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK HUDUDU

KUR’AN’IN ADALETİ IŞIĞINDA KADIN: İBADETTE EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK HUDUDU

Vahiy, bir teslimiyet sistemi olduğu kadar bir akıl ve adalet nizamıdır. Yüzyıllardır süregelen geleneksel yorumlar, ne yazık ki kadını sadece biyolojik süreçleri üzerinden tanımlayarak onu ibadet hayatının dışına itmiş, “muafiyet” adı altında maneviyattan ve sığınma kalkanından uzaklaştırmıştır. Ancak Kur’an’ın mufassal (ayrıntılı) ve mübîn (apaçık) ayetlerine baktığımızda, karşımıza bambaşka bir tablo çıkmaktadır: Allah katında sorumlulukta ve kullukta kadın ile erkek tam bir bütündür.

1. Cuma Yönelişi: Genel Bir Davet, Mutlak Bir Sorumluluk

Cuma 9 – “Ey iman edenler! Cuma günü namaz (toplu yöneliş) için çağrı yapıldığında, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”

Allah, “Ey iman edenler!” buyurarak tüm mümin bireylere tek bir şemsiye altında seslenir. Bu hitapta ne bir cinsiyet ayrımı ne de bir istisna vardır. Kadını ev sorumlulukları veya toplumsal yapay roller gerekçe gösterilerek o Büyük Teslimiyet Meclisi’nden mahrum bırakmak, Allah’ın genel davetini kul eliyle daraltmaktır.

Erkek nasıl dünyevi işini ve ticaretini bırakıp o meclise gitmekle yükümlüyse, kadın da kendi dünyevi meşgalelerini bırakıp o manevi koordinasyonda yerini almalıdır. Allah’ın adaleti, bir cinsi toplumsal ve zihinsel gelişimden mahrum bırakmayı kesinlikle reddeder.

2. Biyolojik Dön Döngüsü: İbadet Yasağı mı, Rahatsızlık Mazereti mi?

Bakara 222 – “Sana kadınların adet halini sorarlar. De ki: ‘O bir rahatsızlıktır (ezâ).’ Bu yüzden adet halindeyken kadınlardan uzak durun ve temizleninceye kadar onlara (cinsel olarak) yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman ise Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah, tövbe edenleri sever, arınanları sever.”

Vahiyde adet hali “ezâ”, yani bir tür biyolojik rahatsızlık ve sıkıntı olarak tanımlanır. Allah bu ayette sadece eşler arası cinsel yakınlaşmaya net bir sınır getirmiştir. Eğer biyolojik döngü o Büyük Teslimiyet Şemsiyesi’ne (Salat’a) veya oruca mutlak bir engel olsaydı; abdesti, mirası, helal ve haramları en ince ayrıntısına kadar açıklayan Allah, bu hayati konuyu da açıkça kelime kelime belirtirdi.

Bu eziyet hali, ancak kişinin kendini fiziken hasta hissettiği durumlarda bir mazeret ve dinlenme ruhsatı olabilir; ama asla mutlak bir yasak değildir. Kendini iyi hisseden bir kadının namaz kılmasına veya oruç tutmasına engel teşkil eden hiçbir ayet Kur’an’da yoktur.

3. Allah’ın Hudutları ve Kulun İrade Serbestliği

Nisâ 43 – “Ey iman edenler! Sarhoş iken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de -yolcu olmanız müstesna- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın…”

Mâide 6 – “Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın… Eğer cünüp iseniz iyice temizlenip arının…”

Namaz; Allah’ı anmak, yani zikir ve O’nunla sarsılmaz bir bağ kurmaktır. Bir kadının, fıtri biyolojik döngüsü nedeniyle Allah’ın huzurundan, secdeden ve manevi arınmadan tamamen mahrum bırakılması, Allah’ın sonsuz rahmet kalkanıyla bağdaşmaz.

Bu ayetlerde yönelişe kesin engel olan haller (sarhoşluk ve cünüplük) en ince temizlik detayına kadar sayılmışken, adet halinin zikredilmemesi ilahi bir unutkanlık veya sessizlik değil, bir serbestlik alanıdır. Allah’ın yasaklamadığını din adına yasaklamak, doğrudan Allah’ın hudutlarını aşmaktır.

Birbirini Tamamlayan Bütünler

Bakara 187 – “…Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz…”

Bakara 185 – “…Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez…”

Bizler birbirini koruyan ve tamamlayan bir bütün olarak yaratıldık. Kadın ve erkek, Allah’ın hudutlarına riayet etmekte bütünüyle eştir. Kadın; hamilelik, lohusalık veya ağır hastalık gibi durumlarda Allah’ın kolaylaştırma ayetlerinden ve dinlenme ruhsatlarından dilediği gibi yararlanabilir; ancak bu durum bir hak mahrumiyeti veya sistemden dışlanma değil, bir rahmettir.

Kur’an ışığında açıkça görülüyor ki; kadının ibadetine engel koyan vahy-i ilahi değil, cahiliye zihniyetinden miras kalan erkek egemen geleneksel prangalardır. Artık Kur’an’ın tertemiz ve duru adaletiyle buluşma vaktidir.