ALLAH’IN RAHMETİ VE İNSANIN SORUMLULUĞU: CENNETİN VARLIĞI, CEHENNEMİN İNŞASI➕ GÜNCEL EK BÖLÜM: İNSANIN HÜSRANI VEYA MİZAN AYETLERİNİN ZİNCİRLEME ADALET HUDUDU

ALLAH’IN RAHMETİ VE İNSANIN SORUMLULUĞU: CENNETİN VARLIĞI, CEHENNEMİN İNŞASI

➕ GÜNCEL EK BÖLÜM: İNSANIN HÜSRANI VEYA MİZAN AYETLERİNİN ZİNCİRLEME ADALET HUDUDU
İnsanlık tarihi boyunca bencil nefis, sorumluluktan kaçmanın ve kendi elleriyle işlediği hataların ağır hukuki sonuçlarını hafifletmenin yapay yollarını aramıştır. Bu kaçış çabasının geleneksel dünyadaki en belirgin yansımalarından biri de “Kalbinde zerre kadar iman olan cehennemde sayılı gün kalıp sonra cennete girecek” şeklindeki temelsiz anlayıştır. Oysa vahyin kusursuz bütünlüğü ve birbirine kenetlenmiş mizan ayetleri incelendiğinde, karşımıza saptırılması imkansız bir ilahi adalet nizamı çıkmaktadır.

1. Yahudileşme Temayülü: Sayılı Gün İllüzyonu
Bakara 80 – “Ve dediler ki: ‘Ateş bize sayılı günlerden başka kesinlikle dokunmayacaktır.’ De ki: ‘Allah katından bir söz mü aldınız? -Eğer öyleyse Allah vadinden asla dönmez.- Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?’”
Bakara 81 – “Bilakis! Kim bir kötülük işler de kötülüğü kendisini kuşatırsa, işte onlar cehennemliktirler ve orada ebedi kalacaklardır.”
Vahiy, saptırıcıların “Bize ateş sayılı günler dışında dokunmayacak” şeklindeki iddialarını en sert dille reddeder ve asıl sarsılmaz kuralı hemen ardından koyar [Bakara 80, Bakara 81]. İlahi mizan içinde ölçü net ve keskindir; Allah sistemi amellerin ağırlığı ve tercihlerin sürekliliği üzerine kurmuştur [Qamer 49]. Kimin sorumluluk bilinci ağır basarsa ebedi saadet, kimin hatası ve gerçeği örtme hırsı kendisini bütünüyle kuşatırsa ebedi hüsran onu beklemektedir [Bakara 81].

2. Mizan Ayetlerinin Kusursuz Zincirleme Bağı
Geleneksel “azıcık yanar çıkarım” sığınağını yerle bir eden asıl delil, Kur’an’ın farklı surelerine dafılsa da tek bir milimetrik kuralı haykıran şu zincirleme mizan anayasasıdır:
A’râf 8 – “O gün tartı (mizan) haktır. Kimin tartıları ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
A’râf 9 – “Kimin de tartıları hafif kalırsa, işte onlar ayetlerimize karşı zalimce davranmaları yüzünden kendilerine yazık edenlerdir.”
Müminûn 102 – “Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
Müminûn 103 – “Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerine yazık edenlerdir; cehennemde ebedi kalacaklardır.”
Qâri’a 6 – “Artık kimin tartıları ağır basarsa,”
Qâri’a 7 – “O, hoşnut kalacağı bir hayat içindedir.”
Qâri’a 8 – “Kimin de tartıları hafif kalırsa,”
Qâri’a 9 – “Artık onun anası (barınağı) Hâviye’dir (uçurumdur, ateştir).”
Ayetler birbirine bir lego gibi kenetlenmektedir. A’râf’tan Müminûn’a, oradan Qâri’a suresine kadar ilahi irade hep aynı anayasal hükmü mühürler: Ahirette hesabı görülmüş, mühleti bitmiş bir insanın bencilce kurtulabilmesi imkansızdır [A’râf 8, Müminûn 102, Qâri’a 6]. Tartısı hafif gelenin, yani günahı ve kötülüğü kendisini kuşatanın gideceği yer net bir şekilde ebedi cehennemdir [Müminûn 103]. Tartısı ağır basanın varacağı yer ise ebedi cennettir [A’râf 8, Müminûn 102, Qâri’a 7]. Bu kesin ve net matematiksel terazinin üzerine beşeri iltimaslar yerleştirmek, tüm bu zincirleme ayetleri inkâr etmek demektir.

3. Sünnetullah ve Merhametin Matematiksel Tezahürü
Hûd 114 – “Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namazı ikame et. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.”
Allah evrene fiziksel ve ahlaki kurallar koymuştur ve bu kurallara Sünnetullah denir. Nasıl ki biyolojik dünyada ekilmeyen ve bakımı yapılmayan bir topraktan mahsul beklemek doğa yasalarına aykırıysa; hesap günü de tam olarak bu değişmez ilahi döngüye göre işlemektedir. Sınırlar ve kurallar, ahirette mucizevi şekilde kuralların çiğneneceği bir esnekliğe sahip değildir. Allah vadinden asla dönmeyeceğini ilan etmiştir. Kişi dünyadaki özgür tercihleriyle cehennemin duvarlarını bizzat ördüyse, adalet ona hak ettiğini verecektir.
Bu sarsılmaz sistemde Allah’ın merhameti ve şefaat kalkanı zaten anayasanın içine kusursuzca yerleştirilmiştir. İyiliklerin kötülükleri gidereceği kuralı [Hûd 114] ve yapılan tek bir dürüst eyleme en az on misli karşılık verileceği beyanı, Allah’ın dünyada yaşarken kuluna sunduğu en büyük merhamet kapısıdır. Sistem insanı kurtarmak üzere kurulmuştur; ancak bu kurtuluş sadece dünya hayatında, biyolojik mühlet henüz tükenmemişken geçerlidir. Ölüm anı gelip çattıktan ve hesap mizanı kurulduktan sonra, “günahları ağır basan” birinin “nasılsa azıcık yanıp çıkarım” beklentisi Kur’an’ın ebedilik ve mutlak adalet vurgularıyla taban tabana zıttır.