AİLE DOKUSU: KUR’AN’DA NİKAH, BOŞANMA (TALAK) VEYA MİRAS HUDUTLARI➕ EK BÖLÜM: EVLİLİK AKDİNDE DÜRÜSTLÜK HUDUDU VEYA HÜLLE İSTİSMARININ DEŞİFRESİ

AİLE DOKUSU: KUR’AN’DA NİKAH, BOŞANMA (TALAK) VEYA MİRAS HUDUTLARI

➕ EK BÖLÜM: EVLİLİK AKDİNDE DÜRÜSTLÜK HUDUDU VEYA HÜLLE İSTİSMARININ DEŞİFRESİ

Vahiy sisteminde aile kurumu, sınırları Allah tarafından çizilmiş (hudûdullah) ve dürüstlük esasına dayalı bir akit, yani sözleşme üzerine kuruludur. Ancak geleneksel dünyada “Muta nikahı” ve “üç talak sonrası tekrar evlenme (hülle)” konularında büyük bir kavramsal kirlilik, hile ve mantık hatası üretilmiştir.

1. Allah’ın Yasakladığı Hile Mekanizması: Caydırıcılık Hududu

Bakara 230 – “Eğer erkek eşini (üçüncü defa) boşarsa, kadın onun dışındaki bir başka erkekle nikahlanıp evlenmedikçe artık ona helal olmaz. Eğer o (ikinci koca) da kadını boşarsa, Allah’ın hudutlarını ayakta tutacaklarına inandıkları takdirde, (eski karı-kocanın) birbirlerine dönmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar, anlayan bir topluluk için Allah’ın açıkladığı hudutlarıdır.”

İlahi sistem, bir erkek karısını üçüncü kez boşarsa, o kadının başka bir erkekle meşru ve doğal yollarla evlenip boşanmadığı sürece eski kocasına dönemeyeceğini emreder [Bakara 230]. Buradaki asıl anayasal amaç; erkeğin bencilce “boşadım-geri aldım” diyerek kadını bir oyuncak haline getirmesini engellemek, kadının onurunu korumak ve erkeği kesin bir dille caydırmaktır.

Ancak sığ zihinler, Allah’ın koyduğu bu caydırıcı engeli aşmak için “hülle” veya “muta” adı altında; önceden planlanmış, süreli, anlaşmalı ve bütünüyle samimiyetsiz nikah tiyatroları icat etmişlerdir.

2. Doğal Akış ve İlahi Bilinci Kandırma İllüzyonu

Vahiydeki kural net ve fıtridir: Kadın kendi hür iradesiyle başka birine gönül verir, evlenir ve o yeni evlilikte gerçekten doğal yollarla mutsuz olup boşanırsa eski kocasına dönebilir [Bakara 230]. Bu, hayatın doğal sosyolojik akışıdır.

Ancak “Biz üç günlüğüne birine formaliteden nikahlayalım, o adam sonra kağıt üzerinde boşasın, kadın bize geri gelsin” demek, doğrudan ilahi sistemi ve bilinci kandırmaya yeltenmektir. Bu eylem bir ibadet veya çıkış yolu değil; Allah’ın ayetleriyle ve adalet terazisiyle açıkça alay etmektir. Elçi, bu tür ahlaksız hilelere başvuranları “kiralık teke” benzetmesiyle en sert şekilde lanetlemiş ve uyarmıştır.

3. Muta Nikahı ve Nefis İstismarı: Arınma Şuuruyla Çelişki

Muta nikahı gibi süreli ve geçici uygulamaların bu tarz hilelere kalkan yapılması, dini ve hukuku kendi nefsi, bencil arzularına uydurma çabasından ibarettir. Oysa mümin bir bilinç, abdest alırken bile “topluma girerken insanlar bizden rahatsız olmasın, mikroplardan arınalım, kul hakkına girmeyelim” diye en ince hijyen detayını dahi huşû ile düşünürken [Mâide 6]; aile gibi kutsal bir kurumda “kitabına uydurarak” hile yapmaya kalkışmak, arınmanın da, teslimiyetin (salatın) de ruhuna tamamen terstir.

Sonuç

Helali haram, haramı helal gibi göstermek inanç sistemindeki en büyük tehlikedir. Bir eylemi sadece şeklen kurallara ve kâğıt üzerine uydurmak, onu Allah katında ahlaklı ve meşru kılmaz. İlahi mizan, şekli kurtarmamızı değil; kalbimizi, niyetimizi ve eylemlerimizi dürüst tutmamızı emreder [Qamer 49]. Din, bencil bir fırsatçılık alanı değil; mutlak bir samimiyet ve sınırları koruma yoludur.