KUR’AN IŞIĞINDA İFFET, RÜŞD VE SOURMLULUK: EVLİLİK EHLİYETİ HUDUDU
İslam’da aile kurumu, sadece iki kişinin bir araya gelmesi değil; temeli adalet ve Allah adına verilen o sarsılmaz büyük söz, yani mîsâq-ı galîz üzerine kurulu mukaddes bir yapıdır. Günümüzde evlilik yaşına ve ehliyetine dair tartışmaların yegane çözümü, Kur’an’ın çizdiği Hudûdullah içerisindedir.
1. İlahi Eşik: Biyolojik Gelişim Şartı
Nisâ [6] – “Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar deneyin; eğer onlarda bir rüşd (olgunluk) görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin…”
İslam’a göre bir insanın dini ve hukuki sorumluluk altına girebilmesi için ilk şart, biyolojik ergenlik eşiğine erişmiş olmasıdır. Kesin sınır şudur: Henüz bu biyolojik eşiğe gelmemiş çocuk yaştaki bir birey, Allah’ın koyduğu yaratılış yasası gereği asla nikah akdine muhatap olamaz. Çocukluk dönemi, oyun ve şahsiyet kazanma zamanıdır. Bu gelişim tamamlanmadan birini evlilikle ilişkilendirmek, Allah’ın sorumluluk sınırlarını çiğnemektir.
2. İkinci Emniyet Kilidi: Rüşd (Zihinsel ve Ahlaki Olgunluk)
Nisâ [6] – “…Onların mallarını, büyüyecekler de geri alacaklar diye israf ederek ve aceleyle yemeyin. Zengin olan iffetli davransın, fakir olan ise örfe uygun olarak yesin…”
Nisâ [6] – “Miras mallarını kendilerine teslim ettiğiniz zaman, onlara karşı şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak Allah yeter.”
Mâide [5] – “Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı… Mümin kadınlardan iffetli olanlar ile sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli olan kadınlar da, mehirlerini verdiğiniz, namuslu yaşamanız, zina etmemeniz ve gizli dost tutmamanız şartıyla size helaldir.”
Biyolojik olarak ergenliğe erişmek evlilik akdi için tek başına asla yeterli değildir. Kur’an, biyolojik gelişimin yanına mutlaka rüşd, yani zihinsel, ahlaki ve hukuki olgunluk şartını koymuştur. Bir gencin evlenebilmesi için iffetini koruma iradesine sahip olması, bir yuvanın getirdiği iktisadi ve hukuki sorumlulukları idrak edecek bilince ulaşması gerekir. Bu bilinç düzeyi ise rüşdün ispatı için sınanmalıdır.
3. Yasaklamak mı, Meşrulaştırmak mı?
Bugün beşeri sistemlerin sadece kronolojik yaş sınırları getirerek sorunun çözüldüğünü sanması büyük bir yanılgıdır. Bu yapay sınırlar, çözüm üretmek yerine gençleri korumasız bırakmakta ve gizli ahlaki çöküşleri tetiklemektedir. Gençleri helal dairesinin sorumluluğundan uzaklaştırarak gizli dostluklara ve ahlaki yozlaşmaya terk etmek toplumsal bir vebaldir. Gerçek koruma, genci hayattan ve sorumluluktan koparmakla değil; ona helal dairesinin getirdiği ağır yükümlülükleri vaktinde, bilinçle öğretmekle mümkündür.
4. Çözüm: Evlilik Ehliyeti ve Eğitim Modeli
Toplumun ahlaki bekası için, tıpkı toplumsal hayattaki diğer hukuki yetkinlik belgeleri gibi, evlenmek isteyen gençlere bir evlilik ehliyeti bilincinin kazandırılması kaçınılmazdır. Bu modelde, ergenlik çağına eren gençler; aile hukuku, sadakat, iffet, iktisadi adalet ve sorumluluk konularında eğitime tabi tutulmalıdır. Bu bilinci kazandığını ve sorumluluklarını taşıyabileceğini ispatlayan gençlere, aile rehberliği altında evlilik yolu açılmalıdır. Aksi takdirde, neslin ahlaki bir çöküşe gitmesi ve ilahi sınırların çiğnenmesi engellenemez.
Sonuç
Beşerî yasaların boşlukları insanı dünyevi sorumluluklardan geçici olarak kurtarabilir ama ilahi adaletten kaçış yoktur. Bir velinin temel görevi, çocuğuna sadece kuru yasaklar koyup onu harama sürüklemek değil; ona Allah’ın hudutlarını öğreterek rüşd kazanmasını sağlamaktır. Bizlere düşen, bu imtihan dünyasında helal olanı kolaylaştırıp harama giden yolları bilinçle kapatmaktır.
