KUR’AN’IN AYDINLIĞINDA HAKİKAT: ZİNCİR KIRAN İLAHİ HUKUK VE ÖZGÜRLÜK BEYANNAMESİ
Vahyi bir kusur arama aracı değil, bir hidayet rehberi olarak okuyanlar için kölelik meselesi, ilahi sistemin insan onurunu nasıl yücelttiğinin ve beşeri zincirleri nasıl kırdığının en büyük ispatıdır. Kur’an, kölelik adı verilen o ilkel sömürü mekanizmasını aşamalı ve sarsılmaz bir hukuk akışıyla bütünüyle tasfiye etmiştir.
1. Yeni Köle Girişinin Hukuken Yasaklanması
Muhammed [4] – “Savaşta gerçeği örtenlerle karşılaştığınızda… Sonunda onlara bütünüyle üstünlük sağlayıp güçlerini kırınca bağı sıkı bağlayın (esir alın). Sonra ya karşılıksız olarak ya da fidye alarak onları salıverin. Savaş, ağırlıklarını bırakıncaya kadar hüküm budur…”
Kur’an, köleliğin tarih boyunca en temel kaynağı olan savaş esirliği konusunda son sözü söylemiş ve kestirip atmıştır. İlahi sistem burada esirleri “köleleştirin” demez; sadece “karşılıksız salıverin” veya “fidye alarak serbest bırakın” seçeneğini dayatır. Bu ayet, yeni bir köle sınıfı girişini radikal bir biçimde, hukuksal olarak tamamen bitirmiştir.
2. Özgürlüğü En Büyük İnsani Başarı Sayması
Beled [11] – “Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.”
Beled [12] – “O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin?”
Beled [13] – “Bir boynu (köleyi) zincirinden, esaretinden kurtarmaktır.”
Allah, insanın kendi fıtratına dönmesi ve koruma kalkanına ulaşması için aşması gereken en zorlu eylemsel engeli “bir boynu esaretten kurtarmak” olarak tarif eder. Bir eylemi “sarp yokuş” ve “hakiki kurtuluş yolu” olarak niteleyen ilahi irade, o yapının kalıcı olarak varlığını değil, yeryüzünden bütünüyle silinmesini murat etmiştir.
3. Hataların Bedelini “Özgürlükle” Ödeterek Sistemi İçeriden Eritmek
Nisâ [92] – “Hata ile olması müstesna, bir müminin bir mümini öldürmesi öngörülemez. Kim bir mümini kazaen öldürürse, mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve diyet ödemesi gerekir…”
Mâide [89] – “…Bunun kefareti… bir boynu (köleyi) özgürlüğüne kavuşturmaktır…”
İlahi sistem, müminlerin işlediği bazı ağır hataların ve ihlallerin (yemin bozmak veya kazara bir cana kıymak gibi) hukuksal kefareti olarak köle azat etmeyi zorunlu kılmıştır. Allah, müminin hatasını bir başka insanın hürriyetine vesile kılmıştır. Bu, kölelik sistemini içeriden eriten kusursuz bir tasfiye metodudur. Kur’an köleliği teşvik eden değil, her toplumsal eylemde köle sayısını sıfırlamayı emreden bir mekanizmadır.
4. Kamu Bütçesinden Özgürlük Fonu İnşa Edilmesi
Tevbe [60] – “O sürekli paylaşımlar (sadakalar/kamu gelirleri); ancak yoksullar, çaresizler, o sistem üzerinde çalışan görevliler, kalpleri ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü satın almaya çalışan köleler (fir-riqâb), borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar içindir. Bu, Allah tarafından konulmuş bir zorunluluktur…”
Kur’an, toplumsal paylaşım kanallarının ve kamu bütçesinin nerelere harcanacağını açıklarken devlete ve topluma sarsılmaz bir hukuki görev yükler. İlahi sistem, esaret altındaki bir insanın hürriyetini satın alabilmesi için devletin bütçesinden (infak ve paylaşım fonundan) nakdi pay ayrılmasını kanunlaştırmıştır. Bu, insanlık tarihinde esareti bitirmek adına devlet bütçesi ayıran ilk ve tek evrensel anayasadır.
5. Kur’an Kimin İçin Bir Aydınlıktır?
İsrâ [82] – “Biz Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için bir şifa ve bir rahmettir; zalimlerin ise sadece hüsranını ve ziyanını artırır.”
Kalbinde sığlık ve kusur arama dürtüsü olanlar için Kur’an sadece bir tartışma malzemesidir; kalbini ve aklını ilahi mize açanlar için ise o, mutlak bir özgürlük beyannamesidir. Ayetler bu kadar duru ve net bir şekilde esaret zincirlerinin kırılmasını emrederken, vahye “esareti destekliyor” iftirası atanlar, kendi idraksizliklerinin esiri olmuşlardır.
