ZİHİNSEL GÜRÜLTÜDEN HAKİKATE: YANLIŞ ANLAŞILMAK VEYA YANLIŞ ANLAMAK HUDUDU (KİTAP ÖNSÖZ / 1. BÖLÜM GİRİŞİ)

ZİHİNSEL GÜRÜLTÜDEN HAKİKATE: YANLIŞ ANLAŞILMAK VEYA YANLIŞ ANLAMAK HUDUDU (KİTAP ÖNSÖZ / 1. BÖLÜM GİRİŞİ)

İnsanoğlunun en büyük trajedisi, kelimelerin bencil gölgesinde kalmasıdır. Çoğu zaman birini anlamak yerine, kendi zihnimizdeki önyargıları onun üzerine zorla giydiririz. Ya da biz bir gerçeği haykırırken, karşımızdaki bencil zihin o gerçeği kendi menfaat filtresinden geçirerek bambaşka bir şeye dönüştürür.

1. Yanlış Anlamak: Aklın Konfor Alanına Kaçış Tembelliği

Bir gerçeği gerçekten anlamak ve idrak etmek yüksek bir emek ister, sabır ister ve en önemlisi kendi bencil egosundan çıkmayı gerektirir. İnsanlar genellikle anlamak ve hakikate teslim olmak için değil; sadece cevap vermek ya da kendi bencil dünyasında haklı çıkmak için dinlerler.

Kendi dar, geleneksel kalıplarına uymayan her şeyi “yanlış” ya da “yetersiz” ilan etmek, aklın en büyük tembelliğidir. “Ben böyle biliyorum, atalarımdan böyle gördüm” diyerek kapıları kapatan sabit zihin, Allah’ın her an yenilenen ayetlerini ve hayatın sarsılmaz derslerini okuyamaz hale gelir.

2. Yanlış Anlaşılmak: Menfaatsiz Konuşmanın Hududu

Açık sözlü olmak ve menfaatsiz konuşmak, sığ kalabalıklar arasında çoğu zaman yanlış anlaşılmayı da beraberinde getirir. Çünkü insanlar senin kalbine değil, kendi bencil beklentilerine ve çıkarlarına bakarlar. Sen onlara menfaatsiz bir hayat ortaklığı dersin, onlar bunu soğukluk sanır.

Sen onlara “aklını ve iradeni vahyin emrine ver, akıl et” dersin; onlar bunu geleneksel sahte kuralları bozmak, düzeni sarsmak sanırlar. Ancak unutulmamalıdır ki; güneş, gözünü kapatan kör bir zihin tarafından görülmediği için kendi hakiki ışığından ve sıcaklığından hiçbir şey kaybetmez.

3. Çözüm: Menfaatsiz Kulak ve Berrak Dil Hududu

Yanlış anlamayı ve zihinsel sığlığı bitirmenin yegane yolu, dinlerken bencil nefsi bütünüyle aradan çıkarmaktır. “Bu sözden benim şahsi menfaatime ne çıkar?” diye değil; “Bu sözdeki mutlak ve yalın gerçek nedir?” diye bakmaktır.

Yanlış anlaşılmanın ilacı ise, Nûhvâri bir sabırla ve sarsılmaz bir duruşla, sığ tepkilere asla bakmadan doğruyu, ilahi mizanı en sade, en berrak haliyle yeryüzüne söylemeye kesintisiz devam etmektir.